Elinde tahta bavulu, ne yöne gitmesi gerektiğine karar
veremiyordu. Kendisini karşılamaya da kimse
gelmemişti. Dikilmiş, düşüncelere dalmak üzereyken,
ardından metal kapının çıkardığı gürültüyle irkildi. Bu
kapı ki dört metre yüksekliğinde, görenin içini karartan
simsiyah bir renge büründürülmüş, arkasında nasıl bir
hayat yaşandığını orada ömürlerinin bir kısmını veya
tamamını tüketenlerin bildiği bir dünya vardı.
Heydo’nun iki kanadını açmış, kendisini yu ...